GEÇMİŞE SAHİP ÇIKIP, GELECEĞİ PLANLIYORUZ

 

“İktidarın görevi, sosyal devletin gereklerini yerine getirmektir”

 

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI: “VATANDAŞIMIZI AÇ VE AÇIKTA BIRAKMAMAK, EĞİTİM VE SAĞLIK ALANINDAKİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK SOSYAL DEVLET OLMANIN GEREĞİDİR. GIDA GEREKİYORSA GIDA, KÖMÜR GEREKİYORSA KÖMÜR, İLAÇ GEREKİYORSA İLAÇ, NE GEREKİYORSA O. DEVLET, VATANDAŞININ YANINDA OLACAKTIR, OLMAKTADIR. GEÇMİŞTE BU HİZMETLERİ YAPMAYANLAR, YAPAMAYANLAR ÇİRKİN YAKIŞTIRMALARDA BULUNUYOR DİYE GÖREVİMİZİN GEREĞİNİ YAPMAKTAN ÇEKİNECEK DEĞİLİZ.”

 

HAYATİ YAZICI

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI

 

AK PARTi iktidara geldiği günden bu yana hep ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında oldu. Yoksulluk mücadeledeki yaklaşımınız nedir?

Bu konu bizim için çok önemli. Hükümetimiz döneminde yoksulluğun etkilerini geniş kapsamlı projelerle; günlük geçici çözümler üreterek değil, geleceğe yönelik olarak azaltmayı hedefliyoruz. Sadece talep edene değil, gerçekten muhtaç olana yardım edilen, sosyal kısıtlılık altında bulunan tüm kesimlere ulaşan, modern bir sosyal yardım mekanizmasının oluşturulmasına çalışıyoruz.

 

AK PARTi iktidara geldiğinden beri hep şunu söylüyor; “Sosyal devlet halkının yanındadır”. Sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmek için ne yapıyorsunuz?

Sosyal yardım faaliyetleri, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kaynağı kullanılarak, 81 ilde valilerimiz ve 892 ilçede kaymakamlarımız başkanlığında kurulu bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı eliyle sürdürülüyor. Fon geliri 2003 yılında 826 milyon 583 bin YTL idi. 2008 Eylül ayı itibariyle bu rakam 1 milyar 323 milyon YTL olarak gerçekleşti. Geniş bir yelpaze içinde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yakacak, barınma, sağlık, gıda, giyim gibi temel ihtiyaçlarına yönelik yardımlara da devam ediyoruz.

 

İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza kömür yardımı yapıyorsunuz. 2008 yılında kaç ailenin evi bu yardımlarla ısınıyor?

2003 yılından itibaren, Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından modern ve kullanıma hazır bir biçimde paketlenen kömür, kış öncesinde SYD Vakıflarınca belirlenen ihtiyaç sahibi ailelere, hane başına en az 500 kg olmak üzere, insanımıza yakışan bir şekilde, evlere teslim ediliyor. 2007 yılında 1 milyon 894 bin aileye ulaştık. 2008 yılı sonuna kadar 2 milyon ailenin kış mevsimi öncesinde yakacak ihtiyaçlarını karşılamış olacağız. Kömürün illere kadar ulaştırılması Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından sağlanıyor. İlçelere ve köylere dağıtımı ise valiliklerin sorumluluğunda SYD Vakıfları tarafından gerçekleştiriliyor. Nakliye ve hamaliye giderleri Fon’dan karşılanıyor.

 

Sosyal yardımlardan en çok tartışılanı belki de ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yapılan kömür yardımları. Bu eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aş’ı olmayana aş verme, ısınma sorunu olanın ısınma sorununu giderme, giyimde, eğitimde sorunları olan vatandaşlarımızın sorunlarını o konunun kaynakları ile çözme gayreti içindeyiz. Türkiye'de çok kötü bir alışkanlık var. Nerede iyi şey yapıyorsanız, vatandaş memnuniyetini ifade ediyorsa maalesef onu karalamak için bir kampanyaya giriliyor. Vatandaşın kömürü yoksa, vatandaşın ısınma sorunu varsa iktidarın görevi sosyal devlet olmanın gereği olarak vatandaşını ısıtmak değil midir? Bu yardımları gerçekleştirirken yanlış yapanlar olursa, yani sosyal güvenceden yoksun olmayan, yasaya göre bu tür yardımları almaya hakkı olmayan vatandaşlara bu yardım yapılmışsa, bunun gereği yapılır. Bu konuda herkes hassasiyetini sürdürüyor. En ufak somut bir ihbar aldığımızda gereğini yapıyoruz. Valilerimiz de yapıyor, kaymakamlarımız da yapıyor. Biz de bu konuyu hassasiyetle takip ediyoruz.

 

Gelelim İstanbul ve tabii ki Türkiye’yi çok heyecanlandıran bir projeye. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi, hem İstanbul hem de Türkiye için büyük önem taşıyor. Nasıl başladı bu süreç?

AB 1985 yılından bu yana her yıl Avrupa kültürünün ortak yanlarını vurgulayacak bir veya birkaç kenti Avrupa Kültür Başkenti olarak ilan ediyor. İstanbul’da bir sivil toplum girişimi olarak başlayan proje devletin ve belediyelerin de desteğini alarak gelişti. Ve uluslararası bir seçici kurul İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olmasını oy birliğiyle önerdi. Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi de bu öneriyi kabul etti. STK’ların desteği ve sanat yönetmenlerinin katılımı eşliğinde uzman ekiplerle çalışmalarımızı yürütüyoruz.

 

Bu proje ile hedefiniz nedir, İstanbul ve Türkiye ne kazanacak?

Proje ile İstanbul’un tüm güzelliklerini dünyaya doğru, anlaşılır, nitelikli ve estetik düzeyi yüksek bir biçimde tanıtmayı hedefliyoruz. İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projelerini, Kentsel Uygulamalar, Kültür ve Sanat ile Turizm ve Tanıtım başlıklı üç ana disiplin kapsamında gerçekleştireceğiz. Kentsel uygulamalar projeleri kapsamında, Yenikapı Arkeoloji Limanı Çevre Düzeni ve Müzesi, Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) restorasyonu ve güncellenmesi projesi, Aydınlatma, Yayalaştırma, Meydan ve Çevre Düzenleme projeleri, Kültürel Mirasın Korunması Projelerinden Topkapı Sarayı Müzesi, Resim ve Heykel Müzesi, Ayasofya Müzesi, Süleymaniye Yenileme Alanında çeşitli bölümlerin restorasyon, bakım, onarım ve düzenlemelerinin yapılması projeleri gibi önemli çalışmalar hayata geçirilecek. Yapılan çalışmaların sonucunda İstanbul’a 2010 yılında 10 milyonun üzerinde ziyaretçi gelmesi beklenmektedir.

 

Vakıflar da size bağlı. Türkiye’nin dört bir yanında çok önemli vakıf eserleri mevcut. Bu eserleri geleceğe taşıma noktasında nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

Vakıf eserlerimizin bir bir ayağa kaldırılması noktasında köklü projeler geliştirirken bir yandan da vakıf bilincinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilmesini hedefliyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda vakıf taşınmazlarının, çağımız gereklerine uygun, en yüksek gelir getirecek şekilde değerlendirilmesini ve vakıflarımızın çağdaş bir yapıya kavuşmasını sağlamaya çalışıyoruz. 2003-2007 yılları arasında 2 bin 613 vakıf eserin proje ve onarımını tamamladık. 2008 yılında 704 eserin proje ve onarımı tamamlanacak. 2009 yılındaki hedefimiz ise bin eserin daha proje ve onarımının yapılması.

 

Gümrükler de sizin sorumluluk alanınızda. Gümrüklerin durumu hakkında bilgi verir misiniz?

İnsan ve uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesinde gümrüklere büyük işler düşer. Kara, deniz, hava hudut kapılarımız var. Biz bütün bu kapılarda 8 bin 799 personelle hizmet veriyoruz. Tabii ki ticaret hacmimizin 30-40 milyar dolar olduğu dönemde personel sayımız ne ise bugün de aynı olduğunu söyleyebilirim. Yani gümrüklerde personel açığımız var. Bunu gidermek üzere bir çalışma yapıyoruz. Gümrüklerde otomasyon çalışmasını da çok yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Burada taşınan malların ölçümleri, gümrük mevzuatının öngördüğü evrakların sirküle edilmesi gibi konularda otomasyon çalışmaları yapıyoruz. Asıl hedefimiz gümrük işlemlerinin insansız ve kağıtsız gerçekleştirilmesi. Bu hedefi de gerçekleştireceğiz.

 

Modernizasyon çalışmaları söz konusu. Nasıl bir işleyiş var?

Kara sınır kapılarımızı Yap-İşlet-Devret modeliyle modernize ediyoruz. Hedefimiz 2009 yılı sonuna kadar bütün kara sınır kapılarını elden geçirmek. Bunların en büyüğü Kapıkule, inşaatı hızla devam ediyor. Modernizasyon sırasında, araç aramalarını yapmak için sabit x-ray cihazları, küçük eşya ve insan aramaları için mobil x-ray cihazlarıyla kapıları donatıyoruz. Bu x-ray cihazları önemli, hem caydırıcı oluyor hem de arama tarama açısından büyük kolaylık sağlıyor. Adeta tırların  MR'ını çekiyoruz.

 

Gümrük idaresi bina  sorunu yaşıyor; bu sorunu aşma gayretiniz var mı?

Temel sorunlarımızdan bir tanesi gümrük idaresinin hizmet verdiği binalar, Ankara'da dört ayrı yerde bulunan bu binalar çok bakımsız, dökülüyor ve donatıları da çok ilkel. Eskişehir yolu üzerinde arsamızı temin ettik. Yeni Gümrük Müsteşarlığı binasını burada yapacağız. Mevcut binayı da valiliğe bırakacağız. Onlar tarihi dokuya uygun olarak tarihi kimliğine kavuşturacaklar.

Türkiye Moğolistan’da büyük bir anıt yol yaptı. Sayın Başbakan adına açılışını yaptığınız bu projeden söz eder misiniz?

5 Ekim’de gittiğimiz Moğolistan’da Bilge Kağan Karayolu, Orhun Müzesi, Ankara Caddesi ve Atatürk Okulu’nun bahçesindeki Atatürk büstünün açılışlarını gerçekleştirdik. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) tarafından yapımı üstlenen Hoşo Saydam ile Karakurum’u birbirine bağlayan Bilge Kağan Karayolu’nun uzunluğu 46 kilometre. Açılışları gerçekleştirirken büyük heyecan duyduk. Bilge Kağan Karayolu’nun ve Orhun Müzesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından inşa edilmesi bizim için bir gurur vesilesidir. Sayın Başbakanımızın talimatları ile ata yurdunda iz bıraktık, bağları sağlamlaştırdık.